Tarih: Çrş Mar 19, 2008 2:36 am Mesaj konusu: İşte En Açık 'Gizli Kanun'!
Gündemi takip edenler farketmiştir, iki üç haftadır memlekette bir 'gizli kanun' tartışmasıdır gidip duruyordu. Biz de ne çıkacak acaba diye kenardan izliyorduk. Güya Korkut Eken ve Susurluk ekibinin her türlü cinayet ve kanun dışı saydığımız işlerini 'kanun içi' yapan bir gizli kanun olduğu ileri sürülüyor, bu kanun ortaya çıkınca herşeyin ortaya çıkacağı söyleniyordu. Çıka çıka askeri harcamalar için 1934 yılı rakamlarıyla 49 milyon TL'lik bir gizli bütçe çıkıverdi. Ama hafızasını bir güzellik içinde silmişler memleketinde yaşadığımız için olsa gerek, vekillerimiz de asıl kanun (aslında kanun bile değil bir talimatnamenin) ne olduğunu bilmiyor, ya da bilmezden geliyor. Hatırlamak isteyenlere, daha önce Gladio dosyasında yayınlamamıza rağmen tekrar arz edelim:
Gündüz gözüne adam kaybetme işi Gladio benzeri örgütlerin işi. Ve bu örgütler yalnızca NATO üyesi ülkelerde değil; Avusturya, İsveç, Norveç gibi Avrupa ülkelerinde de örgütlenmiş. Gladio, İtalya'daki örgütün kod adı. Yunanistan'dakinin adı B—8 ya da Sheep Skin (Koyun Postu), Belçika'dakinin SDRA—8, Hollanda'dakinin NATO Command, Batı Almanya'dakinin ise Gehlen Harekatı, Stay Behind ya da Sword, Avusturya'dakinin Schwert, Fransa'dakinin Rüzgar Gülü, İngiltere'dekinin ise Secret British Network olduğu bu ülkelerin yöneticileri tarafından açıklandı. (Mark Zepezauer. CIA'nın Büyük Operasyonları. shf: 34)
Örgüt Türkiye'de Kontrgerilla olarak biliniyor. Ve sade suya tirit niyetine ha babam tartışılıyor. Kontrgerilla tanımı aslında örgütün değil kullanılan yöntemin adı. Türkiye'deki örgüt 27 Eylül 1952'de Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla kuruldu. ABD'nin 1974'deki silah ambargosuna kadar bu örgütün ABD'den direkt para alarak iş gördüğü bilinmiyordu. Olayı ortaya çıkaran dönemin Başbakanı Bülent Ecevit oldu. Türkiye'deki Gladio örgütü 1965'de Özel Harp Dairesi adını aldığında, hâlâ ABD askeri yardım örgütü JUSMMAT ile aynı binada faaliyet yürütüyordu. ÖHD'nin 12 Mart ve 12 Eylül'de faal olduğu ileri sürüldü. ÖHD 1991'de tümen seviyesine yükseltildi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı adını aldı. Peki örgütün hedefinde kimler var. Alın size E. Org. Doğan Bayazıt'tan bir açıklama: "Bizim ülkemiz sadece komünist istilaya uğrayacak tek bir komşuya sahip olsaydı, o zaman komünist işgale karşı işgal sahasında mücadele verecek bir teşkilat yeterli olabilirdi. Fakat bizim ülkemiz din ihracından tutun, diğer bütün, Saddam'ın tutumu, öbür tarafta Bulgaristan, Yunanistan, tabii Rusya dahil çeşitli tehditlere tâbidir. Dolayısıyla antikomünist değildir. Din devrimine karşı da kullanılacaktır."(4 Aralık 1990. Cumhuriyet)
Bu örgütün ya da alt kanadı olduğu söylenen X ya da kontrgerilla yapılanmasının nasıl eylemler yaptığını da ÖHD'nin eski başkanlarından eski MİT görevlisi Cihat Akyol şöyle açıklıyordu:
"Mukavemetin en verimli tohumunun zulüm olduğu bilinmelidir. Bazen gayrinizami kuvvetlerin bu gerçeği bile bile sahte operasyonlarla halkın mukavemet cephesine iltihakına çalışılır."
"(...)Halkı mukavemetçilerden ayırmak için sanki ayaklanma kuvvetleri tarafından yapılıyormuş gibi, mücadele kuvvetlerince zulme kadar varan haksız muamele örnekleri ile sahte operasyonlara başvurulması tavsiye edilir" (Silahlı Kuvvetler Dergisi, Ek, 1971)
Türkiye'de ise önce Seferberlik Tetkik Kurulu daha sonra ise Özel Harp Dairesi adıyla tanınan kuruluşun faaliyetleri, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sahra Talimatnamesi ST 31—15 numaralı yönergeyle düzenlenmiş. "FM 31—15 işaret ve Mayıs 1961 tarihli Amerikan Sahra Talimnamesi, tercüme edilerek, ST—31—15 işaret ve Ocak 1965 tarihinde "Gayri Nizami Kuvvetlere Karşı Harekat" adı altında ve Org. Ali Keskiner imzası ile TSK'da uygulanmak üzere dağıtılmış. (T. Turhan. Bomba Davası Savunma—1— shf. 133.İstanbul. 1986)
"ST 31—15 adlı talimnamede açık ve sinsi gayri nizami faaliyetler arasında; adam öldürme, bombalama, silahlı soygunculuk, işkence, kötürüm hale getirme, adam kaçırma suretiyle tedhiş ve olayları tahrik, misilleme ve rehinelerin alıkonması, kundakçılık, sabotaj, propaganda ve yalan haber yayma, zorbalık, şantaj sayılmakta ve 10. sahife, madde 9'da 'Bir gayri nizami kuvvetin yer altı unsurları kaide olarak kanuni statüye sahip değillerdir' denilmektedir."
İşte, 'gizli kanun' tartışmalarıyla ulaşılmaya çalışılan can alıcı nokta. Yukarıdaki ifade ne anlama geliyor? Yani, abiler hem tanım olarak 'kanuni statü' içinde değillerdir, hem de yaptıkları işlerin 'kanunsuzluk' olarak düşünülmesi mümkün değildir. ST—31—15 talimnamesinin 5. maddesinde, "Büyük bir gayrinizami kuvvet, kaide olarak biri açık faaliyet gösteren gerilla unsuru (komando birlikleri), diğeri gizli faaliyette bulunan yeraltı unsuru olmak üzere iki müşekkel unsurdan terettüp eder" deniyor. Bu kadar geniş bir 'sorumsuzluk ve yetkiye' sahip bir organizasyonun muhatabı olmak, faili meçhuller listesinde boy göstermek ister miydiniz!
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız