GiZLi TANIK VE BAGLANTILARI
Tarih: Monday, July 07 2008 @ 15:54:03 GMT
Konu:


Baska hangi bilgiler saklaniyor, hangi vicdanlar susuyor, hangi adalet duygulari karanlik kuyulara atiliyor, hangi insanlik dramlari görmezden geliniyor dersiniz?

Örnegin, on üç aydir kari- koca  arasindaki telefon konusmalarindan bile “örgüt baglantisi” çikarmaya çalisan savcinin bir süredir “önemli bir tanik” tesis ettigini kimler biliyordu da yazmadi?

 Bu tanigin kim oldugunu durusmalar basladiginda- baslarsa!- görebilecegiz.

 

Öyle görünüyor ki bu medya, “Gizli tanigin” geçmisini, iliskilerini, baglantilarini vs. de arastirmayacak, yazmayacak. Mansetlere sadece  bu “tanigin” verdigi sansasyonel ifadeler tasinacak…

 Tanigin kendisi ve yakinlari üzerindeki mal varligini, bu varliklari ne zaman ve ne kadar sürede elde ettigi falan arastirilmayacak. Örnegin,  Istanbul Büyüksehir Belediyesi veya TOKI ile hiç ‘is baglantisi’ olmus mu bakilmayacak…

 Banka hesaplari ve telefon konusmalari didik didik edilmeyecek…

 Bedeli bu kadar büyük bir “tanikligin” vicdana mi, yoksa “cüzdana” mi dayandigini sormaya cesaret eden çikmayacak.

 Çünkü o güne kadar son “cesur yürekler” de zindana tikilmis olacak….




“Sorusturmanin gizliligi” ilkesi, sadece olup bitenleri  vicdaninin sesiyle sorgulayanlari susturdu. Yargisiz infazcilar, haysiyet cellatlari, iftira mangalari ve onlarin maasli kalemleri, henüz savcinin odasinda ifade sirasini bekleyenleri, “darbeci”, “terörist”ve “halk kiskirticisi” ilan etmisti bile…

 

Sabriye Okkir’in, esine reva görülen  felaketi kamuoyuna duyurmak için gazete ve televizyonlarin kapisini aylarca asindirdigini biliyor muydunuz? Kuddusi Okkir’in draminda “haber degeri” görmediler. Elif Safak’in dogum sancilarini bile “insan haklari” sorununa baglayan köse yazarlari, genel yayin müdürleri, Orhan Pamuk için savcilara telefon açan Basbakanlar, Adalet Bakanlari Kuddusi Okkir’in aci sonunu buz gibi bakislarla izlediler…


Sigindiklari yer “sorusturmanin gizliligiydi”


Okkir, 12 Haziran 2008’de, Hürriyet gazetesinin on besinci sayfasinda, kibrit kutusu büyüklügündeki bir yerde “haber olmayi hak ettiginde” artik ölüm dösegindeydi.


Ve sirtlanlar, birakin suçlulugunun kanitlanmis olmasini, hakkindaki suçlamalari bile ögrenemeden hayata gözlerini kapayan bu mazlumun ardindan internet sitelerine “Iyi olmus! Bir suçu olmasa tutuklanmazdi” diye yorumlar yazdilar. Müslümanligi, en agir suçluya bile ölüm aninda merhamet etmeyi bize ögreten dinimizi sömürerek palazlanan sirtlanlar…


Can Dürdar’in, sanigi neyle suçladigini bile bilmeyen, köse yazarlarini birbirine karistiran, “Tespihli Savci”yi yazabilmesi için, Kuddusi Okkir’in acilar içinde ölmesi ve bir haftalik bebek babasi Mustafa Balbay’in çoluk çocugunun gözü önünde yaka paça tutuklanmasi icap etti….

 

“Saniktan delile gitme” gibi çagdas hukukun artik tamamen disladigi yöntemlerle on üç aydir sorusturma yürüten savcinin elinde bir süredir “gizli bir tanik” tuttugunu da medyadan bugün ögrendik.

 

Ilistirilmis Terörist Öcalan’i  (Behiç Gürcihan’in deyimidir) sorgulayan Albay ile AKP iktidarinin neden oldugu yikimi resmi rakamlar ve  DIE’nin verileriyle takip eden Ankara Ticaret Odasi Baskani, “terör örgütü kurmak” suçlamasiyla hapse atildi…

 

Sehit katilleri ise Meclis’in en kritik komisyonlarinda “milletvekili” sifatiyla devletin en mahrem belge ve bilgilerine nüfuz etmekle, talan etmekle mesguller…

 

Her sey ortada…

 

Bütün hukuki delillerin birer birer karartildigi, sanik lehine delil ve beyanlarin tutanaklara dahi geçirilmedigi bir davada, siseden cin çikacak ve her seyi “Esrarengiz bir tanigin” agzindan dinleyecegiz!

 

Baska hangi bilgiler saklaniyor, hangi vicdanlar susuyor, hangi adalet duygulari karanlik kuyulara atiliyor, hangi insanlik dramlari görmezden geliniyor dersiniz?


Örnegin, on üç aydir kari- koca  arasindaki telefon konusmalarindan bile “örgüt baglantisi” çikarmaya çalisan savcinin bir süredir “önemli bir tanik” tesis ettigini kimler biliyordu da yazmadi?

 

Bu tanigin kim oldugunu durusmalar basladiginda- baslarsa!- görebilecegiz.

 

Öyle görünüyor ki bu medya, “Gizli tanigin” geçmisini, iliskilerini, baglantilarini vs. de arastirmayacak, yazmayacak. Mansetlere sadece  bu “tanigin” verdigi sansasyonel ifadeler tasinacak…

 

Tanigin kendisi ve yakinlari üzerindeki mal varligini, bu varliklari ne zaman ve ne kadar sürede elde ettigi falan arastirilmayacak. Örnegin,  Istanbul Büyüksehir Belediyesi veya TOKI ile hiç ‘is baglantisi’ olmus mu bakilmayacak…

 

Banka hesaplari ve telefon konusmalari didik didik edilmeyecek…

 

Bedeli bu kadar büyük bir “tanikligin” vicdana mi, yoksa “cüzdana” mi dayandigini sormaya cesaret eden çikmayacak.

 

Çünkü o güne kadar son “cesur yürekler” de zindana tikilmis olacak….



Gönderen TÜRKÇÜ, ATATÜRKÇÜ, ÜLKÜCÜ AG ELI (SITE)
http://www.millihareket.org

Bu Hikayenin URL'i:
http://www.millihareket.org/modules.php?name=News&op=NEArticle&sid=121